8 Temmuz 2021
Mesafeli Sözleşmeler Mevzuatına Aykırılık
Giriş
Günümüzde iletişim araçlarının çeşitlenmesi ve kullanımının yaygınlaşması doğal bir sonucu olarak hukuki işlemlerde tarafların bir araya gelmesi gerekliliği gitgide bir zorunluluk olmaktan uzaklaşmaktadır. Ürün ya da hizmetini alıcısına hızlı ve daha az maliyetli olarak ulaştırmak isteyen işletmelerin önem verdiği uzaktan satış alanında mevzuata uyum sağlanması büyük önem taşır. Tarafların bir araya gelmemelerinin oluşturabileceği olumsuz etkilerin en aza indirilmesini amaçlayan mevzuatın kesin şekli kuralları vardır ve bunlara aykırılık, aralarında idari para cezası uygulamaları da bulunan sonuçlara bağlanmıştır. İşbu yazımızda mesafeli sözleşmeler mevzuatına aykırılığın sonuçlarını internet tabanlı satış şeklini esas alarak, önemli yönleriyle ele alacağız.
Mesafeli Sözleşmenin Tanımı
Mesafeli sözleşmeler 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (“Tüketici Kanun’u ya da Kanun”) ile Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğinde (“Yönetmelik”) düzenlenir. Yönetmelik tanımı; Satıcı veya sağlayıcı ile tüketicinin eş zamanlı fiziksel varlığı olmaksızın, mal veya hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu ana kadar ve kurulduğu an da dahil olmak üzere uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler, demekle gerçekleştirir.
Tanımda sözleşmede yer alabilecek üç taraftan söz edilmektedir: satıcı, sağlayıcı, tüketici. Satıcı ve sağlayıcı aynı kişide toplanabileceği gibi satıcı ve sağlayıcının farklı olduğu, sektörde bilinen tabiriyle ‘marketplace’ olarak faaliyet gösteren, satış yapmayan ancak satıcı ve tüketicinin bir araya gelmesini sağlayan sağlayıcı kimlikli işletmeler Yönetmelik’te ‘sağlayıcı’ olarak ifade edilmiştir. Satıcı olmayan sağlayıcıların çevrimdışı perakende sektöründeki alışveriş merkezleri gibi bir işleve sahip olduğu şeklindeki bir benzetme yanlış olmaz. Bununla birlikte belirttiğimiz gibi satıcı ve sağlayıcının aynı kişilikte toplanması da oldukça mümkün ve sık rastlanılır bir durumdur.
Bu aşamada tanım içinde rastladığımız bir başka tabir olan ‘uzaktan iletişim araçları’na da dikkat çekmek gerekir. Günlük hayatta uzaktan erişim araçlarından en çok elektronik posta mesajı ve internet mesafeli sözleşmelerde kullanım alanı bulsa da telefon, televizyon ve mektup da uzaktan erişim araçlarına örnek olarak gösterilebilir.
Mesafeli sözleşmelere dair usul ve esaslar ayrı bir inceleme konusu olup işbu yazımızda yalnızca bu usul ve esaslara aykırılığın sonuçlarından bahsedeceğiz.
Yönetmelik ve Kanun’a Aykırılık
Mesafeli sözleşmeler mevzuatına aykırılığa bağlanan sonuçlar farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Her ne kadar akla gelen ilk yaptırım idari para cezası olsa da, bunun yanında mevzuata aykırılığın tüketiciye tanınan fesih hakkı, sözleşmenin kurulmamış sayılması ve cayma hakkının kullanım süresinin uzaması gibi sonuçları da bulunmaktadır.
i. Tüketicinin fesih hakkı: Satıcı için emredici hükümleri ile birtakım teslim süreleri belirlenmiş, bu şekilde tüketiciler koruma altına alınmak istenmiştir. Satıcı ürün teslimi için belli bir süre taahhüt etmeli ve bu süre içinde teslimi sağlamalıdır. Teslim süresi 30 günü aşarsa tüketicinin mesafeli satış sözleşmesini feshetme ve para iade etme hakkı doğar.
ii. Sözleşmenin kurulmamış sayılması: Mesafeli sözleşmelerde imza niteliğindeki teyit prosedürü uzaktan erişim araçları yoluyla yapılır. İnternet üzerinden kurulan sözleşmelerde teyit işleminin ilgili metnin okunarak kabul edildiği açıklamasını taşıyan kutucuğun işaretlenmesi yoluyla gerçekleştirildiğini görürüz.
Tüketicinin yapmakta olduğu işlemle ilgili yeterince bilgilendirilmiş olmasını önemseyen Kanun ve Yönetmelik; belirli bilgileri taşıması zorunlu olan, özet niteliğindeki ön bilgilendirme formunun işlem sonuçlanmadan önce tüketiciye gösterilerek onaylattırılmasını zorunlu kılar. Aksi takdirde sözleşme kurulmamış sayılacak olup tarafların sözleşmeyi ileri sürerek herhangi bir talepte bulunması mümkün olmayacaktır.
iii. Cayma hakkı kullanım süresinin uzaması: Tüketici ürünü satın aldıktan sonra 14 gün içinde gerekçe göstermeksizin iade ederek ödediği tutarı geri alabilir. Hatta bu süreç içindeki olağan kullanımdan kaynaklanan eskime ve bozulmalar da satıcı tarafından kabul edilmelidir. Ön bilgilendirme aşamasında cayma hakkına ilişkin gerekli bilgilerin hiç ya da gereği gibi yer almaması durumunda cayma süresi 14 günlük sürenin bitiminden itibaren 1 yıl uzar. Böyle bir durumda satıcının 1 yıl içinde tüketiciden gelecek cayma talebini reddetme hakkı bulunmayacaktır.
İdari Para Cezaları
İdari para cezaları mesafeli sözleşmeler konusunda uygulanabilecek en güçlü yaptırımdır. Bu yaptırımın caydırıcılığı cezanın tutarından değil, cezanın düzenlemeye aykırı işlem adedi ile çarpılarak hesaplanıyor olmasından kaynaklanır. Bu haliyle idari para cezaları, özellikle yüklü işlem kapasitesi olan satıcı ve sağlayıcılar için önemli bir risk unsuru niteliğini taşır.
İdari para cezasına bağlanan usulsüzlükler aşağıdaki gibi özetlenebilir.
i. Ön bilgilendirmenin hiç ya da gereği gibi yapılmamış olması,
ii. Taahhüt edilen ve en geç 30 gün olabilecek teslim süresinin aşılması,
iii. Mevzuat gerekliliklerinin yerine getirildiğine dair kayıtların tutulmaması ve/veya gerektiğinde tüketici ya da ilgili kuruluşa ibraz edilmemesi.
Satıcı ve sağlayıcının iii. numaralı bentte anılan belge saklama yükümlülüğü işlem tarihinden itibaren 3 yıl olup, belgenin niteliğine göre farklı mevzuatlarda farklı süreler düzenlenmiş olabilir .
İdari para cezaları 2021 yılı için her bir usule aykırı işlem başına 452,- Türk Lirası olup bu tutar yıllık olarak güncellenmekte ve Resmi Gazete’de ilan edilmektedir. Para cezası işlem adediyle çarpılıyor olsa da cezanın uygulandığı gerçek ya da tüzel kişinin önceki yılda elde ettiği brüt gelirin %5’ini aşmamak üzere bir üst sınıra bağlanmıştır.
İdari para cezalarının ödeme süresi 1 ay olup, bu yaptırıma karşı 30 gün içinde idari yargı yoluna başvurulabilir. Ancak yargı yoluna gidilmesi cezanın ödenmesi gerekliliğini durdurmayacak olup, cezanın süresi içinde ihtirazı kayıtla ödenmesi ve ardından gerekli görülürse idari dava yoluna gidilmelidir.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Türk Hukuku kötüye kullanıma açık olan ve genellikle güçlü işletmeler ile yalnız ve güçsüz olduğu kabul edilen tüketiciler arasında olanlar gibi güç dengesinin eşit dağılmamış olduğu hukuki ilişkilerde kamu düzenini korumak gayesiyle kesin, detaylı ve açık yaptırımlara bağlanan hukuki düzenlemeler yapma eğilimindedir. Mesafeli sözleşmelere ilişkin mevzuat da bu türlü bir altyapıya sahip olduğundan tarafların özellikle satıcı ve sağlayıcının operasyonunu kurma ve yürütme sırasında hukuki destek almasının önemine dikkat çekmek istiyoruz. Bu kapsamda tüketiciler de mesafeli bir sözleşme ile kurdukları hukuki işlem nedeniyle zarar gördüklerini iddia ettiklerinde bireysel çabalarıyla ulaşamadıkları sonuçlara hukuki destek alarak ulaşma imkanına sahip olabilirler.
Avukat Ceren Erdoğdu
Polat & Polat Avukatlık Ortaklığı
