8 Temmuz 2021
Yeni Koronavirüs (Covıd-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun
Konu : Yeni Koronavirüs (Covıd-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Sayı: 7244, Yürürlük Tarihi: 17.04.2020)
I. GİRİŞ
Yeni Koronavirüs (Covıd-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Torba Yasa”) 17.04.2020 tarihli Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Torba Yasa adından da anlaşılacağı üzere Covid-19 salgının etkilerinin azaltılması amaçlanırken, düzenlemeler dizisi ile öngörülen tedbirler büyük ölçüde ekonomik hayata ilişkindir. Birkaç başlık altında toplanabilecek bu düzenlemelerden iş sözleşmelerini ilgilendiren konuları aşağıda inceleyeceğiz.
II. İŞVERENİN TEK TARAFLI ÜCRETSİZ İZNE ÇIKARMA HAKKI
“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç aylık süreyi geçmemek üzere işveren işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilir. Bu madde kapsamında ücretsiz izne ayrılmak, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermez.”
Ücretsiz izin kavramı bugüne kadar işçinin talebi ve işverenin kabulüne bağlı olarak mümkündü. Hatta doğum izni, ücretli izinde yol izni ve bedelli askerlik gibi durumlarda ise işverenin, bu talebi reddetme hakkı bulunmuyordu. Torba Yasa ile Türk Hukuku’nun işçi işveren ilişkisindeki düzenlemelerindeki genel bakış açısı olan zayıf işçiyi koruma prensibinin geçici süreyle devre dışı bırakılmış olduğunu görüyoruz. Buna göre 17.04.2020 itibariyle işverenler çalışanlarını kısmen ya da tamamen ücretsiz izne çıkarabilecekler. Bu uygulama için çalışanların onayı alınması gerekmediği gibi, ücretsiz izin süresi en fazla üç ay olabilecektir. Bununla birlikte daha önceki durumun aksine işverenin bu türlü bir uygulamasıyla karşı karşıya kalan çalışan iş sözleşmesini haklı sebeple feshederek kıdem tazminatı talep edemeyecektir.
İşveren tarafından ücretsiz izne çıkarılan çalışan kısa çalışma ödeneğinden faydalanamıyorsa kendisine işsizlik fonundan günlük 39,24 Türk Lirası tutarında destek ödemesi yapılacak. Anılan destek ödemesi 30 gün üzerinden hesaplandığında aylık 1.177,-TL gibi bir tutara denk gelirken, dört kişilik bir ailenin çalışan tek bireyinin ücretsiz izne çıkarılması durumunda geçim sıkıntısının yaşanması da muhtemel görünüyor.
Bahsedilen destek ödemesinden ücretsiz izne çıkarılanların yanında 15.03.2020 tarihinden önce işsizlik ödeneğine hak kazanacak biçimde iş akdi sona eren ancak Torba Yasa ile işsizlik maaşı alma hakkı kaldırılan kişiler de yine üç ayı geçmemek üzere bu desteği alabilecekler.
Ücretsiz izne ayrılan işçilerin çalıştırıldığının tespit edilmesi halinde ise işverenlere çalışan başına ve çalıştırılan ay başına aylık brüt asgari ücret kadar ceza kesileceği ve çalışana yapılmış olan nakdi destek ödemesinin de faizi ile birlikte iadesinin talep edileceği düzenlenmiştir.
III. KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ
Kısa çalışma ödeneği ile ilgili başvuru sayısının çokluğu ve İşkur’un altyapısının bu denli yoğun bir başvuruya hazırlıklı olmaması sebebiyle kısa çalışma ödeneği başvurularına cevap verilemiyor ve bir süre daha verilemeyeceği anlaşılıyor. Bu nedenle süreci hızlandırmak adına kısa çalışma ödeneği başvurularının uygunluk denetiminin belgeler incelenerek yapılmaksızın beyan esasıyla kabul edileceği hüküm altına alındı. Ancak ödenek talebi kabul edilenlerin daha sonra verdikleri bilgi ve belgelerinde hata olduğunun tespiti halinde yapılan ödemelerin iade edileceği düzenleniyor.
IV. İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİNE GETİRİLEN SINIRLANDIRMALAR
İş sözleşmeleri Torba Yasa’nın yürürlük tarihi olan 17.04.2020’den itibaren üç ay süreyle iş sözleşmeleri işveren tarafından sadece ‘ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller’ nedeniyle feshedilebilecek. Bu yasağa uymamanın yaptırımı ise işçi başına bir aylık asgari ücret tutarında idari para cezasına bağlanmıştır.
Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan halleri şöyle sıralanır:
İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.
İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.
İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.
İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.
İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.
İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.
İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi.
İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.
İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.
V. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Covid-19 salgınının sebep olduğu endişe ortamı ilk aşamada sağlık kaynaklı olsa da ikinci aşamada ekonomik hayatın sürdürülebilirliği noktasındaki kaygılar hemen ardından izliyor.
Ekonomik düzenin korunmasına yönelik düzenlemelerin işçi – işveren boyutu incelendiğinde ilk anda taraflarının her ikisinin de ayrı bakımlardan desteklenme amacı taşındığı görülse de, idari para cezalarının sembolik denilebilecek derecede düşük olması, işveren feshi yasaklanırken istisna gösterilen ‘ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerin’ aslında günümüzde yapılan fesihlerin çok büyük bir kısmının sebebi olduğu görülse de sosyal devlet anlayışı ile çelişen biçimde işverenin salgın süresince ayakta kalmasının amaçlandığı görülmektedir.
Torba Yasa ile ayrıca yukarıda birkaç kez atıfta bulunulan üç aylık sürelerin altı aya kadar çıkarılması yetkisi Cumhurbaşkanına tanınmıştır. Salgının ilerleme durumu dikkate alınarak bir gerileme olmaması ve/veya ekonomik hayatın salgın öncesi hareketliliğine ulaşamaması durumunda uzatma yoluna gidileceğinin işareti verilmiştir.
