24 Mart 2022
DAVA ŞARTLARI
Dava şartları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İkinci bölüm”ünde HMK md.114 vd. maddelerinde düzenlenmektedir. Dava şartları ile ilgili ilk düzenlemeler 6100 sayılı kanun ile getirilmiştir. Dava şartları genel olarak bir davanın esastan görülüp karara bağlanmasını engelleyen, davanın incelenip karara bağlanmasının dava şartlarının varlığı veya yokluğuna bağlı olan, davanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilmesi gereken keza taraflar tarafından da davanın her aşamasında ileri sürülebilen hususlara “DAVA ŞARTLARI” denilmektedir.
Dava şartları gerçekleşmeden bir davanın esası hakkında incelemeye geçilemeyecektir. Hakim, dava şartı eksikliğini kendisi dikkate alacak ayrıca taraflar tarafından ileri sürülmeyecektir fakat taraflar bu konuda dava şartlarını ileri sürüp hakime yardımcı olabileceklerdir. Dava şartları esasa ilişkin olmadığından usul olarak öncelikle dikkate alınması gereken hususlardan biridir.
DAVA ŞARTLARI NELERDİR?
Dava şartları nelerdir diye bakacak olursak, varlığı gözetilmesi gereken dava şartlarına “OLUMLU DAVA ŞARTLARI”, yokluğu gözetilmesi gereken dava şartlarına ise “OLUMSUZ DAVA ŞARTLARI” denilmektedir.
Genel dava şartlarının neler olduğu HMK md. 114 birinci fıkrasında sayılmaktadır. HMK md.114 çerçevesinde genel dava şartlarını; “Mahkemeye ilişkin dava şartları”, “Taraflara ilişkin dava şartları” ve “Dava Konusu Şeye İlişkin Dava Şartları” olarak üç ana başlık altında toplanabilecektir. HMK md.114 2.fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan “özel dava şartları” hüküm altına alınmaktadır.
DAVA ŞARTLARI ÇEŞİTLERİ
Genel Dava Şartları
Genel dava şartları, her davada aranması gereken dava şartlarıdır, HMK md.114/2 hükmündeki genel dava şartlarına istinaden özel kanunlarda yer alan dava şartları saklı tutulmaktadır. Genel dava şartlarının eksikliği halinde davanın esastan incelenmesine geçilemeyecektir.
Mahkemeye İlişkin Dava Şartları
Yargı Yetkisi
Genel dava şartlarını incelemeye başlarken öncelikle HMK md.114/1 fıkrasının a bendinde sayılan
“a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.”nı hülasa “Yargı yetkisi”ni incelemek gerekmektedir.
Mahkemelerin yargı yetkisi, devletin egemenliği ile bağlantılı olarak ülke, kişi ve uyuşmazlığa konu olan şey ile sınırlıdır. Kural olarak yerli ve yabancı her kişi (gerçek veya tüzel) davacı ve davalı olabilecektir. Türk mahkemelerinin yargı yetkisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin coğrafi sınırları ile sınırlıdır. Bununla beraber yabancı devletlerin Türkiye Cumhuriyeti coğrafi sınırları içerisinde yargılama yapamayacakları, yargı yetkilerini kullanamayacakları unutulmamalıdır. Fakat bu yargı yetkisi incelenirken Milletlerarası Özel Hukuk ve Uluslararası Sözleşmelerden kaynaklanan muafiyetler unutulmamalıdır. Yabancı devletlerin egemenlik işlemlerinde diplomatik temsilcilerin Viyana Sözleşmesi başta olmak üzere yargı muafiyetleri göz ardı edilmemelidir. Viyana Sözleşmesine göre diplomatik temsilcilerin ceza yargılamaları açısından tam muafiyetleri söz konusudur fakat özel hukuk ilişkileri bakımından bu muafiyet kısmi niteliktedir.
Yargı Yolu
HMK md.114/1-b bendinde yer alan “Yargı yolunun caiz olması” başlığı ile adli yargıda görülecek bir davanın görülebilmesi için davanın bu dava koluna girmesi gerekmektedir dolayısıyla adli yargıya giren bir dava idari yargıda, idari yargıya giren dava da adli yargıda açılamayacaktır.
Görev
HMK md.114/1-c bendinde yer alan “Mahkemenin görevli olması” başlığına bakacak olursak bir davanın görevli mahkemede açılması gerekmektedir. Dolayısıyla kendisini görevli görmeyen bir mahkeme görev bakımından dava şartı yokluğundan usulden davanın reddedilmesine sebebiyet verecektir. Fakat daha sonra bu davanın görevli mahkemede açılması süreci devam edilmelidir.
Kesin Yetki
HMK md.114/1-c bendinde yer alan “Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.” Başlığında yetkiden bahsedilmektedir. Yetkinin kural olarak dava şartı olmayıp bir “ilk itiraz” olduğu unutulmaması gerekmektedir. Yetkinin bir ilk itiraz olmasından dolayı mahkeme yetki halini kendiliğinden dikkate almayacaktır. Fakat burada “Kesin Yetki” hallerinin incelenmesi gerecektir. Kesin yetki hallerinde davanın yetkili mahkemede açılması gerekecektir aksi halde mahkeme kendiliğinden bunu gözetecektir dolayısıyla kesin yetkinin bir dava şartı olduğundan bahsedebiliriz.
Taraflara İlişkin Dava Şartları
İki Tarafın Bulunması
Taraflara ilişkin bir dava şartı olarak da bir davadan söz edebilmek için iki tarafın bulunması gerekmektedir. Karşılıklı (iki tarafın bulunduğu) bir uyuşmazlığın bulunmadığı durumlarda ise davanın varlığından söz edilmeyecek bu hallerde “Çekişmesiz Yargı İşi” söz konusu olacaktır.
Taraf Ehliyeti
HMK md. 114/1-d bendinde: “Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. “Denilmek suretiyle taraf, dava ve kanuni temsillikten bahsedilmektedir. Dava şartlarından bir diğeri olan taraf ehliyetine bakacak olursak bir davanın esasına geçilebilmesi çin karşılıklı tarafların taraf ehliyetlerinin bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla HMK md.50 anlamında taraf ehliyetlerinin bulunması gerekmektedir.
Dava Ehliyeti
Dava şartlarına bakarken davanın usulden reddedilmemesi için yalnızca taraf ehliyetlerine sahip olmaları yetmemekte bunun yanı sıra dava ehliyetine de sahip olmaları gerekmektedir. Eğer bir tarafın dava ehliyeti yoksa ise tarafın kanuni temsilcisi ile temsili gerekmektedir. Dava ehliyeti eksikliği sonradan giderilebilir bir dava şartıdır dolayısıyla dava açıldığında dava ehliyeti olmayan bir kişi davanın hakimin incelemesine geçildiğinde dava ehliyetini kazanmışsa dava şartı yokluğundan reddedilmeyecektir. Ancak aksi halde hülasa dava ehliyeti giderilmediği taktirde dava şartının eksikliğinden dolayı usulden dava reddedilecektir.
Davaya Vekalet Ehliyeti ve Geçerli Vekaletname
HMK md.114/1-f bendine göre “Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.” Gerekir denilmektedir. Hukuk davasının bir vekil ile yürütülmesi durumunda vekilin davaya vekalet ehliyeti sunması gerekmekte olup bunun yanı sıra dava için geçerli bir vekaletnamenin bulunması ve bunun da mahkemeye bildirilmesi-verilmesi gerekmektedir.
Davayı Takip Yetkisi
HMK md.114/1-e bendine göre tarafın davayı kendi adına yürütmesi ve bunun ardından talep sonucunu elde edebilmesi için dava takip yetkisine sahip olması gerekmektedir. Bu yetki maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre belirlenmektedir.
Davaya konu “Şey” için Dava Şartları
Gider Avansının Yatırılması
HMK md.114/1-g bendinde düzenlenen dava şartlarından biri de “Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması”dır. Buna göre davacı yargılama harçlarını ve gider avansını dava açarken mahkeme veznesine yatırması gerekmektedir. Yargıtay kararlarında gider avansının kesin sürede yatırılmamasının eğer celse kaybına sebebiyet vermemiş durumdaysa davanın usulden reddedilmesine karar verilemeyeceğini kabul etmektedir. Kanun lafzına bakıldığında gider avansının yatırılmadan dava açılmaması gerektiği gözükmektedir fakat hakim bu şart yerine getirilmeden dava açılırsa hakim ön inceleme aşamasında öncelikle davacıya gider avansı yatılması için kesin süre vermelidir. Bu süre içerisinde de yatırılmaz ise bu durumda dava usulden reddedilmelidir. Fakat Yargıtay’ın bazı kararlarında hakim tarafından verilen iki haftalık kesin süreden sonra yatırılan gider avansının yatırılması halinde davaya devam edileceğine karar vermektedir. (Bkz: Yargıtay 12.HD, 12.06.2012, 3723/20133)
Teminat Gösterilmesine İlişkin Kararın Gereğinin Yerine Getirilmesi
HMK md.114/1-h bendinde düzenlenen dava şartı “Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.” Hükmüdür. Buna göre Türkiye’de mutad meskeni olmayan bir Türk vatandaşı eğer dava açarsa, davaya davacının yanında müdahil olması ya da takip ve işlerini yürütmesi; davacının daha öncesinden iflasına karar verilmiş veya borç ödemeden acil belgesi vb. durumlarının olması durumunda davalı tarafın muhtemel yargılama giderlerinin karşılanması üzerine davacının mahkeme tarafından belirlenen teminatı göstermesi gerekecektir. Gösterilmesi gereken teminat miktarı ise davanın lehine sonuçlanması durumunda davalı lehine hükmedilecek olan yargılama giderlerini karşılamalıdır.
Hukuki Yarar
HMK md.114/1-h bendine göre “Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.” Gerekmektedir. Buna göre dava açılmasının amacı davacının mahkemeden hukuki koruma talep etmesidir dolayısıyla hukuki korunma ihtiyacı duymayan bir kişinin hukuki yararından da söz edilemeyecektir.
Dava açmaktaki hukuki yarar için bu yararın meşru bir yarar olduğunu gözetmek ve bu yarar davayı açan taraf ile ilgisi olması ve dava açmadaki hukuki yararın davanın açılacağı zamanda olduğu gözetilmesi gerekmektedir. Hukuki yararın salt dava yolu ile mahkemeden talep edilip edilemeyeceği öğretide tartışmalı olup bir konuda mahkemeye başvurmadan da daha hızlı ve kolay şekilde yarar elde edilebiliyorsa bu konuda mahkemeye başvurmada hukuki yararın olduğu söylenemeyecektir. Yine hukuki yararın, mahkemeden talep edildiği tarih itibari ile var olması ve gözetilmesi gerektiği unutulmamalı aksi halde davanın usulden reddi söz konusu olmalıdır. Hukuki yarar eksikliği dava sırasında tamamlanamayacağından mahkemenin bu hukuki yarar eksikliği tamamlanıncaya kadar beklemesi söz konusu da olmayacaktır.
Davanın Derdest Olmaması
Hukukta derdestlik hali konusu ve tarafları aynı olan bir davanın kesinleşmeden aynı ya da başka bir mahkemede tekrar açılması halidir. Dolayısıyla tarafları, dava sebebi ve davanın konusu olan talep sonucunun aynı olan bir dava ikinci kez açılması durumunda ikinci açılan dava için re’sen ya da talep üzerine usulden reddedilir.
Kesin Hüküm Bulunmaması
HMK md.114/1-i bendinde “Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması” denilerek dava konusu hakkında kesin bir hükmün bulunması durumunda aynı tarafların aynı dava sebebi ile yeni bir dava açması kast edilmiş ve böyle bir durumda açılacak yeni dava daha önce bir kesin hükmün bulunması sebebiyle usulden reddi söz konusu olacağı unutulmamalıdır.
Özel Dava Şartları
HMK md.114 maddesi dışında kalan diğer özel kanunlarda dava şartları sayılmıştır. İlgili özel kanunların saydığı dava şartlarının yokluğunda yine mahkeme usulden red kararı verecektir.
