11 Mart 2022
YARALAMA SUÇU
5237 sayılı TCK m. 86 ve m.88’de “Kasten Yaralama” suçu düzenlenmiştir. TCK m.86 gereğince “Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
TCK m.86/2 ve m.86/3’de kasten yaralama suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. TCK m.86/3 ‘de ; “Kasten yaralama suçunun;
- a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,
- b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
- c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla, işlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Kasten yaralama suçunun faili herkes olabilir fakat failin, TCK madde 86/3- a’da düzenlenen yakınlardan birisinin olması halinde (üstsoy, altsoy, eş veya kardeş) ceza ağırlaştırılır. Buna ek olarak TCK madde 86/3-d uyarınca kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde verilecek ceza ağırlaştırılır.
TCK m.84’de belirtildiği üzere, intihara yardım cezalandırmaktadır ancak yaralamaya yardımı cezalandırılmamaktadır. Ayrıca kendisini yaralayan akıl hastalığı ya da yaş küçüklüğü nedeniyle kusur yeteneğine sahip değilse, yardım eden kişiyi dolaylı fail olarak cezalandırmak mümkündür.
Kasten yaralama suçunda kişilikleri olmayan hayvanlar ve eşyalar suçun konusu olabilir ancak mağduru olamazlar. Bunun sebebi ise ceza ilişkisinin yalnızca kişilikleri bulunan varlıklar arasında kurulabilmesidir.
Kasten yaralama suçunun mağduru herkes olabilir. Suçun mağduru açısından, herhangi bir özellik bulunmamaktadır. TCK m. 86/3 uyarınca mağdurun faille olan yakınlığı, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan birine karşı ve kamu görevlisine karşı yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi, kanun koyucu tarafından cezanın ağırlaştırılmasını gerektiren bir sebep olarak kabul edilmiştir.
Kasten yaralama suçu ile korunan hukuki yarar, vücut dokunulmazlığı, beden ve akıl bütünlüğüdür. Bu nedenden dolayı, mağdurun mutlaka hayatta olması gereklidir.
Cenin, anne karnından çıkıp ayrı bir varlık haline gelinceye kadar bu suçun mağduru olamaz dolayısıyla, doğmamış olan ana karnındaki bir canlıya karşı işlenen yaralama fiilleri, yaralama suçunu oluşturmayacaktır.
Hamilelikte alınan bir ilaç veya hamile kadına bulaştırılan bir virüs, çocuk üzerindeki etkisini doğumdan sonra gösterebilmektedir. Dolayısıyla somut olayın özelliğine göre kasten yaralama suçu veya taksirle yaralama suçunun ortaya çıkabileceği doktrinde bazı yazarlar tarafından kabul edilmektedir.
TCK m. 37/2 gereğince üçüncü kişi, zorlama veya aldatma yoluyla bir başkasının kendisini yaralamasına sebebiyet verirse, dolaylı faillik yoluyla kasten yaralama suçunu işleyebilir. Örneğin, bir alkol bağımlısına alkol sağlamak o kişinin sağlığını kötü etkileceği için, alkolü sağlayan kişi TCK m.37/2 uyarınca faillikten cezalandırılacaktır.
Kişinin kendisini yaralaması kasten yaralama suçunu oluşturmamaktadır. Dolayısıyla bir kişiyi kendisini yaralamaya azmettiren veya bu kişinin kendisini yaralamasına yardım eden kişi cezalandırılmaz.
Kasten yaralama, seçimlik hareketli bir suçtur. Kasten yaralama suçunu oluşturan hareket, icrai ve ihmali olabilir. TCK m.88’de bu suçun ihmali bir davranışla işlenmesi halinde cezanın indirilebileceği düzenlenmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, failin cezalandırılması için, dış dünyada meydana getirilen ve hukuken önemli olan değişikliğe, iradi bir hareketle sebebiyet verilmesi gerektiğini vurgulayıp, nedensellik ilişkisi konusundaki görüşü ise; “Nedensellik bağının bulunup bulunmadığını saptayabilmek için, failin hareketinin oluşan sonucu oluşturabilme olanağına sahip olup olmadığı veya bu hareketin sonuç bakımından tamamen tesadüf niteliği taşıyıp taşımadığını belirlemek gerekir.” Şeklindedir.
Yargıtay 3.Ceza Dairesi, K.2014/5596 sayılı kararı “sanığın katılana tokat atarak kasten basit yaralama suçunu işlediği katılan ve tanık beyanlarından anlaşılmakla sanığın mahkumiyeti yerine, beraatine kararı verilmesi hukuka aykırıdır.” şeklindedir. Dolayısıyla bu karar gereğince birine tokat atmak kasten yaralama suçu oluşturur.
Yargıtay 3.Ceza Dairesi, K.2015/4923 sayılı kararı gereğince mağdur ile fiziksel temasa girmeksizin icra edilen bazı eylemler kasten yaralama suçuna teşebbüs olarak nitelendirebilir.
Yargıtay 3.Ceza Dairesi, K.2014/28856 sayılı kararı “sanığın iteklemesi sonucunda mağdurenin düşerek yaralanmasına neden olduğu anlaşılan olayda kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerekirken, suç vasfında hataya düşülerek sanığın eyleminin taksirle yaralama olarak değerlendirilerek mağdurenin şikayetten vazgeçmesi nedeniyle yazılı şekilde düşme kararı verilmesi hukuka aykırıdır.” şeklindedir. Dolayısıyla bu karar uyarınca mağdurun iteklenmesi sonucu düşerek yaralanması kasten yaralama suçu olarak kabul edilir.
